Yıldız Gemisindeki Gizemli Pıtırtı

Yıldızların Arasındaki Yumuşak Yuva
\n
Uzayın en yumuşak karanlığında, pencerelerinden yıldız tozu görünen kocaman bir gemi süzülüyordu. Bu geminin adı Skeld idi. İçeridekiler renkli ve minik astronotlara benziyorlardı. Kaskları cam gibi parlak, adımları ise pıt pıt diye yankılanıyordu. Hepsinden önemlisi, her birinin kalbi sevgiyle doluydu.
\n
Bugün gemide çok özel bir görev vardı. Neşe Modülü denilen bir cihazı çalıştıracaklardı. Bu cihaz tüm gemiye sıcak bir ışık yayacaktı. Bu ışık uykuyu tatlılaştırır ve korkuyu küçültürdü. Red, elindeki kontrol tabletini havaya kaldırdı. Cafeteria denilen ortak alanda herkesi topladı.
\n
\”Ekip, Neşe Modülü’nü devreye alacağız,\” dedi Red neşeyle. \”Herkes kendine bir görev seçsin. Bugün gemimiz mutluluk ile çalışacak!\” Blue hemen zıplayıp el salladı. Yıldız haritasını düzenlemek için navigasyon odasına koştu. Yellow ise temiz hava filtrelerini kontrol etmek için O2 odasına doğru ilerledi.
\n
Yaşlı gemi Skeld, sanki dostlarının neşesini duymuş gibi hafifçe titredi. Duvarlardaki metal levhalar, huzurlu bir melodi fısıldar gibi tıkırdıyordu. Herkes heyecanla işine koyulmuştu. Ancak en arkada duran Black, sessizce yere bakıyordu. Kimse onun neden bu kadar sessiz olduğunu henüz fark etmemişti.
\n\n
Karanlıkta Kaybolan Işıklar
\n
Koridorlarda adımlar pıt pıt diye neşeyle yankılanıyordu. Her şey harika gidiyordu. Blue haritaları çiziyor, Green ise reaktörde dengeyi sağlıyordu. Pink, MedBay odasında sağlık taramalarını başlatmıştı. Herkes kendi küçük dünyasında gemi için çalışıyordu. Derken birden her şey değişti.
\n
Işıklar bir anda fıt diye sönüverdi. Geminin içi bir anda gece gibi kapkaranlık oldu. Sadece acil durum lambaları kırmızı kırmızı yanıp sönüyordu. Orange, \”Işıklar gitti!\” diye bağırdı. Sesi biraz titriyordu ama korkmamaya çalışıyordu. Red hemen sesini yükselterek herkesi sakinleştirdi.
\n
\”Sakin olun arkadaşlar,\” dedi Red güven veren bir sesle. \”Işıklar gidince gözlerimiz değil, kalplerimiz çalışsın. Olduğunuz yerde kalın.\” Her odadan farklı bir ses geliyordu. Lime, iletişim hattında bir dalgalanma olduğunu söyledi. Cyan ise kalkanların üzerine birinin gülen yüz çizdiğini fark etmişti.
\n
Red, koridorun köşesinde bir karaltı gördü. Bu Black idi. Black duvara yaslanmış, kaskını yere doğru eğmişti. Hiç konuşmuyor, sadece duruyordu. Acaba o da benim kadar endişeli mi? diye düşündü Red kendi kendine. Black’in yanına usulca yaklaşıp elini omzuna koydu.
\n\n
Kalbini Dinlemeyi Öğrenmek
\n
Red, Black’e nazikçe sordu: \”İyi misin dostum? Karanlık seni rahatsız mı etti?\” Black önce sustu, sonra derin bir nefes aldı. \”Ben karanlıkla iyi anlaşırım,\” dedi fısıltıyla. \”Ama herkes bir şeyler yapıyor. Ben sadece dolaşıyorum. Sanki bu gemide görünmez gibiyim.\””\n
Red bu sözleri duyunca çok üzüldü. Uzayda bile görünmez hissetmek çok zordu. Tam o sırada yerde küçük bir kutu buldular. İçinde yapışkan yıldızlar ve bir not vardı. Notta, \”Biri beni fark etsin diye şaka yaptım,\” yazıyordu. Bu, Black’in sessiz çığlığıydı.
\n
O sırada elektrik odasından sesler geldi. Kablolar birbirine düğümlenmişti ama bu düğümler birer kalp şeklindeydi. Black bunları sessizce izledi. Aslında kimseye zarar vermek istememişti. Sadece birilerinin onu duymasını, onunla konuşmasını özlemişti. Red ona gülümsedi ve elini uzattı.
\n
\”Görünmez değilsin Black,\” dedi Red yumuşak bir sesle. \”Seni görüyorum ve duyuyorum. Bazen en önemli görev, birbirimizin sesini dinlemektir.\” Ormandaki ağaçların rüzgarı dinlemesi gibi, Red de arkadaşının kalbindeki sessizliği dinlemişti. Black, ilk defa kendini gerçekten geminin bir parçası gibi hissetti.
\n\n
Işığın Ve Dostluğun Zaferi
\n
Sonunda ışıklar pıt diye geri geldi. Geminin içi yeniden aydınlandı. Herkes Cafeteria’da tekrar bir araya toplandı. Red, masanın ortasına yıldız etiketlerini koydu. Black mahcup bir şekilde başını öne eğdi. Yaşadığı duyguları arkadaşlarına bir bir anlattı. Kimseyi korkutmak istemediğini söyledi.
\n
Arkadaşları onu sevgiyle karşıladı. Pink, \”Keşke bunu bize söyleseydin,\” dedi. Blue ise haritasına bir yıldız etiketi yapıştırmak istediğini ekledi. Artık kimse Black’i görmezden gelmiyordu. Green, \”Bugün öğrendik ki sorun kablolar değil, duyulmamakmış,\” diyerek gülümsedi. Black artık yalnız değildi.
\n
Red, masadaki büyük düğmeye bastı ve Neşe Modülü çalıştı. Geminin her köşesine yumuşak bir sabah ışığı yayıldı. Bu ışık sadece odaları değil, kalpleri de ısıttı. Her astronotun kaskında minik bir parıltı belirdi. Artık gemi sadece yakıtla değil, gerçek bir dostlukla ilerliyordu.
\n
Black, cebinden bir yıldız çıkarıp Red’in kaskına yapıştırdı. Artık şakalara gerek kalmamıştı çünkü herkes birbirini kalbiyle duymayı öğrenmişti. Skeld gemisi, sonsuz boşlukta parlayan bir yuva gibi süzülmeye devam etti. Gökyüzünde parlayan her yıldız, birbirini seven bir kalbin şarkısını fısıldar.\n



